Amazon Yağmur Ormanları

Amazon yağmur ormanları, Güney Amerika’nın kuzey bölgesinde Amazon havzasını kaplayan doğa harikası ormanlardan oluşuyor. Güney Amerika‘da beş buçuk milyon kilometrelik alanı kapsayan ormanlar, birbirinden egzotik  bitki örtüsü ve  hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Dünya oksijeninin %20’ sini sağlayan Amazon yağmur ormanları, dünyadaki yağmur ormanlarının yarısından fazlasını oluşturuyor.

Amazon ormanlarında şiddetli yağışlar çevresel etkenlere bağlı olarak değil, bölgesel buharlaşmayla geçekleşiyor. Bitki terlemesinden oluşan yağışlar başlamadan önce gökyüzünde oluşan sis adeta görsel bir şölen sunuyor. Kuru ve güneşli bir mevsimin sonunda bitkiler yağışı kendi kendine yaratıyor. Amazon ormanları kırk bin çeşit bitkiye, iki bin üzeri kuş türüne, binlerce memeli hayvana, yüz bin çeşit omurgasız canlıya ve iki bin birbirinden farklı balık türlerine ev sahipliği yapıyor.

Dünyanın Saklı Cenneti Amazon Yağmur Ormanları

Doğanın insana karşı zafer kazandığı belki de tek bölge olan Amazon ormanları, dünyada mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında yer alıyor. Sayısız canlı türünü görebileceğiniz, oksijeniyle başınızın döneceği ve vahşi yaşamı yakından gözlemleyeceğiniz benzersiz bir deneyim yaşatıyor. Ormana daha adımınızı atar atmaz göreceğiniz kuşlar, ağaçlardan sarkan örümcekler, devasa sarmaşıklar adeta bir film sahnesinin içindeymişsiniz hissi yaratıyor. Yemyeşil doğa, uzun nehirler, renkli kuşlar hem bir masal diyarını anımsatıyor hem de gizemiyle insanı kendine çekiyor.

Boyu kırk metreye ulaşan ağaçlar, zehirli çiçekler, sanki fotoğrafın bir parçasıymış gibi öylece duran baykuşlar, otuz farklı türü bulunan papağanlar ziyaretçileri büyülüyor. Sandalla nehirlerde yapabileceğiniz geziler ormanın en kuytu yerlerini keşfetme şansı sunuyor. Uzun tekne yolculukları yapabileceğiniz gibi nehir kenarlarında gemilerden yapılmış otelleri doğayla iç içe bir atmosfer yaratıyor.

Amazonun Medeniyete Teslim Olmamış Yerlileri

Her çeşit bolluğun hakim olduğu bölgede yerli halk geçimini balıkçılık ve tarımla sağlıyor. Bol meyve, sebze ve tropikal bitkilerin yanı sıra zengin balık çeşidiyle neredeyse kıtanın tamamına ihracat yapılıyor. Ticaretle uğraşan halk dışında  Amazonda hala dünyaya hiç açılmamış, kendi kabuğunda yaşamaya çalışan kabileler bulunuyor. Genellikle kabilelerin kendi tercihleri bu yönde oluyor. Hem geleneklerini sürdürmek istiyorlar hem de yeni dünya düzeninin bir parçası olmak istemiyorlar.

Amazon yağmur ormanları doğallığını büyük ölçüde bu kabilelere borçlu. Yol yapımına ve kentleşmeye izin vermeyen halk, geçimini avlanarak ve sebze yetiştirerek sağlıyor. Doğayla bütünleşmiş bir şekilde yaşayan bazı kabileler, kendilerini ” yüce ruhun çocukları” olarak tanımlıyor. Atalarının inançlarına sahip çıkıyor ve doğanın gücüne inanıyorlar. Dinsel törenleri de oldukça renkli bir atmosferde geçiyor. Yüzlerini ve vücutlarına çeşitli motifler yapıyor, saatlerce dans ediyorlar. Bu kabilelerin yaşadıkları köyler bir kaç haneden oluşuyor ve karadan ulaşım sağlanamıyor.

Amazon Yağmur Ormanlarının Gizli Sahipleri

Amazon ormanları, eşşiz doğal güzellikleri ve oksijen deposu olması dışında birbirinden tehlikeli hayvanlara da ev sahipliği yapıyor. Yeşil rengi ve büyüklüğüyle korkutucu bir görüntüye sahip olan Boa yılanı, zehirsiz ama bir insanı tek seferde yutabilecek güce sahip olmasıyla da ürkütüyor. On üç santime kadar uzayabilen Harpia kartalının sevimli görüntüsü sizi yanıltmasın, geyikleri tek seferde kavrayarak uçurabiliyor.

Şüphesiz Amazon ormanlarında yaşayan en tehlikeli canlı türlerinden olan kırmızı piranalar bir balıktan çok canavarı andırıyor. Gerilim filmlerine de konu olan piranalar her canlıyı saniyeler içinde yok edebiliyorlar. Su samurları sevimli görüntüleriyle sizi yanıltmasın! Amazon ormanlarında yaşayan dev su samurları, tehlike anında oldukça yırtıcı bir hayvana dönüşebiliyor. Dev su samurlarının boyları kuyruklarıyla beraber iki metreye kadar ulaşıyor.