Doğaseverlerin Mutlaka Keşfetmesi Gereken Yerler

Şehrin kalabalığından, hayhuyundan uzaklaşmak için herkes arayış içerisinde. Kimse şehri sevmiyor ama herkes şehirde. Doğaya kaçmak için herkesin beklediği bir zaman var. Kimi yaz tatilini bekliyor, kimi hafta sonunu kimi emekliliğini… Neticede zaman bir şekilde bulunuyor ancak gidilecek yer gün be gün azalıyor. Klişeleşmemiş, istila edilmemiş bir doğa harikası bir yer bulmak günden güne zorlaşıyor. O  halde müjde! Henüz pek çokları tarafından keşfedilmemiş, hala bakir sayılabilecek doğal yerler var. İşte sizin için derlediğimiz o el değmemiş ve doğaseverlerin mutlaka keşfetmesi gereken yerler:

1. Okinawa Adası, Japonya

Huzuru uzaklarda aramayın demeyeceğiz, çünkü kabul etmemiz gerekiyor ki mesafe biraz beklenenden fazla. Okinawa Adası, Japonya’nın güneyindeki Ryukyu Adaları’nın bir parçası. Bu bölgede 1000 km uzunluğunda yüzlerde adadan oluşan bir şerit bulunmakta ve Ryukyu da bu adaların en büyük olanı. Ancak Japonya’ya yaklaşık 600 km uzaklıkta bulunan bu muhteşem olduğu kadar tarihi de olan ada, en çok da dalgıçların tercihleri arasında. Ryukyu, 2. Dünya Savaşı sırasında Amerikan askerlerinin kontrolüne geçmiş ve 1945 ve 1972 yılları arasında Amerikan toprağı olmuş. Daha sonra tekrar Japonya’nın eline geçen adanın şu anki nüfusu 1.2 milyon. Adadaki insanların çoğunun 100 yaşında üzerinde olması sebebiyle buranın insan ömrünü uzattığına dair rivayetler bile var. Nasıl uzatmasın ki…

2. Killarney, İrlanda

Farklı ve dikkat çekici bir kültüre sahip olan İrlanda bu listede elbette yer alacaktı. Killarney, hem tarihi dokusu hem de 26.000 akrelik ormanlık alanıyla huzurun açık adresi. İrlanda‘nın güneyinde yer alan kasaba, kumtaşı dağları ve deniz seviyesine yakın gölleri ile adeta bir gelenin bir daha ayrılamayacağı bir yer. Buradan döndükten sonra pazartesi işe nasıl gidersiniz bilinmez…

3. Lofoten Adaları, Norveç

Biraz soğuk olabilir ancak bu adalar tam bir görsel şölen. Norveç‘in kuzeyinde yer alan Lofoten takım adaları duvar gibi yükselen sivri kayalıklar, denizin, göllerin ve akarsuların birbirine karıştığı koylar ile insanı hayretler içinde bırakıyor. Üzerinde bulunan küçük kırmızı evler ve küçük balıkçı kasabaları emeklilik planlarında bazı değişikliklere gitmenize sebep olabilir. Masallardan çıkmış kadar harikulade olan bu atmosfer doğa renkleri ve o kırmızı pastel renkteki balıkçı evleri manzarasında bol miktarda sessizlik, huzur ve oksijen sunuyor.

4. Mestia, Gürcistan

Gürcistan denilince akla ilk gelen yerlerden biri Mestia. Şehir üzerinde bulunan ilginç yapılar ve muhteşem doğasıyla gelenleri adeta büyülüyor. Etrafı dağlarla çevrilmiş bir vadinin ortasında bulunan şehirde asfalt yol oldukça az. Ana yolda ise karşınıza inekler ve tavukların çıkması olası. Dağın eteklerindeki evler bu yerin en dikkat çeken unsurlarından biri. Evleri bu kadar özel yapan; neredeyse her evin yanında yer alan ve tarihi 9 ile 13. yüzyıllara, yani Orta Çağa kadar uzanan kuleler. O dönemde savaş zamanlarında gözetleme, savunma ve hırsızlıklardan korunmak için yapılmış olan kuleler şimdi her bir evin yanında adeta bir “bodyguard” gibi duruyor. Boyları 25 metreye kadar çıkan kulelerden birine çıkıp şehrin doğa ile iç içe olan manzarasını mutlaka seyretmek gerek.

5. Korsika Adası, Fransa

Fransa‘ya bağlı Akdeniz’de yer alan muhteşem bir doğa ve tabiata sahip olan ada el değmemişliğini kendisine ulaşımın zor olmasına borçlu. Adada, 1000 km. kıyı şeridi ve 200 civarında plaj bulunuyor. Ada üzerindeki nüfus 315 bin. Akdeniz’in 4. büyük adası olan Korsika doğa yürüyüşü, trekking ve hiking için birebir. Yürüyüş sırasında karşınıza çıkacak doğal güzellikler, ormanlık tepeler ve dört bir yanın yeşil olması “cennette miyim?” hissi yaratabilir.