Dünya Üzerinde Henüz Keşfedilmemiş Yerler

Teknolojinin ve tatil olanaklarının gelişmesi, insanların her geçen gün farklı yerler görebilmesini mümkün kılıyor. Issız adalar, doğallığını koruyan ormanlar, kutuplar ve hatta buzullar bile çoktan keşfedildi. Dolayısıyla dünya üzerinde artık keşfedilmemiş bir yer kalmadığını düşünüyorsunuz değil mi? O halde kesinlikle yanılıyorsunuz. Çünkü dünya üzerinde halen tarihi gizemini koruyan ve görülmeyi bekleyen pek çok saklı güzellik bulunuyor.  Doğal atmosfere sahip bu göz alıcı yerleri sevdiklerinizle birlikte ziyaret ederek farklı ve unutulmaz bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz.

Chand Baori, Hindistan

Chand Baori, Hindistan

Daha önceki Hindistan gezinizde bu basamaklı su kuyusunu ziyaret etmiş miydiniz? Ülkenin Rajasthan Eyaleti’ne bağlı Abhaneri Köyü’nde yer alan Chand Baori, eşsiz mimarisi ve göz alıcı atmosferi ile gelen tüm turistleri hayrete düşürüyor.  33 metre derinliği bulunan 13 katlı su kuyusu, M.S 9. yy’larda inşa edilmiş. Amacı ise o yöredeki su ihtiyacını gidermek için yağmur sularının birikmesini sağlamakmış. Ancak günümüzde eşsiz mimarili basamakları sayesinde dünyanın farklı bölgelerinden ziyaretçi çekmeye devam ediyor.

Machu Picchu, Peru

Machu Picchu, Peru

Güney Amerika ülkesi Peru‘da yer alan Machu Picchu, Dünya’nın 7 Harikası olan bir antik kent. Bu göz alıcı doğal ortam; Amazon Ormanları ve Titicaca Gölü’nde bulunan adaları ile ziyaretçilerine  eşsiz bir atmosfer vaat ediyor. Yüzyıllardan beri depreme karşı dayanıklılığını koruyan bu antik kent, İnka Medeniyeti tarafından yapılmış. Şehrin duvarlarından basamaklarına ve kullandıkları ağırlıklara kadar her köşesi, kusursuz bir hesaplamanın ve işçiliğin göstergesi. Ancak bölge, yüksekliği ve temiz havası nedeniyle turistlerde nefes darlığı yaratabiliyor. O nedenle geldiğinizde oksijen desteği alabileceğinizi unutmamalısınız.

Craco, İtalya

Craco, İtalya

İtalya’nın Basilicata Bölgesi’ne bağlı Matera şehrinde yer alan Craco, doğal afetlerden ve veba salgınından dolayı terk edilmiş bir bölge. Ancak göz alıcı mimarisi ve kendine has atmosferi ile dünyanın pek çok noktasında turist çekmeyi başarıyor. Ortaçağ’ın izlerini yansıtan turistik rota, aynı zamanda hayalet kasabası olarak da nitelendiriliyor. Dik yamaç üzerinde inşa edilmesinin sebebi ise savunma amacı taşımasıymış. Zirve üzerindeki muhteşem görünümü, 8. yüzyıla ait mezarları ve zik zak çizen vadi yolları ile gelen tüm ziyaretçilerinde hayranlık uyandırıyor.

Natron Gölü, Tanzanya

Natron Gölü, Tanzanya

Tanzanya ülkesinde yer alan Natron Gölü, ilginç doğası sayesinde yerli yabancı pek çok turistik dikkatlerini çekmeyi başarıyor. Gölün en ilginç özelliği, içerisinde ve çevresinde ölen canlıların cesetlerini mumyalıyor oluşu. Bu da pH değerinin yüksek olmasına bağlı olarak gerçekleşiyor. Yani göl sayesinde ölen tüm canlılar, aynı hayatlarında olduğu gibi çürümeden kaskatı kalabiliyor. Gölün diğer dikkati çeken yapısı ise ekosistem çeşitliliğinin fazla olması. Kuşlar ve balıklar göl çevresinde hayatlarını devam ettirirken, flamingolar da çiftleşme bölgesi olarak kullanıyor.

Alcazar, İspanya

Alcazar, İspanya

Kendine has masalımsı mimarisi ile öne çıkan Alcazar, Avrupa’nın en eski saraylarından birisini oluşturuyor. Arapça’da El-Kasr kelimesinden türetilmiş olan saray, geçmiş dönemlerde sultanların yaşam alanı olarak kullanılıyormuş. Günümüzde ise Endülüs Emevi mimarisi, rengarenk bahçeleri, su kemerleri, kendine has ambiyansı ve Sevilla mermerinden yapılmış tasarımı ile göz alıcı bir güzellik sergiliyor. Gotik, Rönesans ve barok mimari izleri ile bezenmiş olan sarayı, sevdiklerinizle birlikte ziyaret ederek İspanya tatilinizi daha keyifli hale getirebilirsiniz.

Taktshang Manastırı, Bhutan

Taktshang Manastırı, Bhutan

Dünya üzerinde henüz keşfedilmemiş yerler arasından öne çıkan bir diğer bölge ise kuşkusuz  Taktshang Manastırı. Bhutan‘da yer alan göz alıcı manastır, Tibet Budizm’in en kutsal mekanlarından birisine örnek oluşturuyor. Büyüleyici atmosferi ile her gelen turistleri etkilemeyi başaran yapıt, aynı zamanda “Kaplan Yuvası Manastırı” ismiyle de adlandırıyor. Efsanelere göre manastır, Guru Padmasambhava” adındaki bir bilgenin kaplan sırtında Paro Vadisi’ne gelmesi ve burada meditasyon süresine başlangıç yapmasıyla kutsallık kazanmış. 17. yüzyıldan beri de modern yapısıyla ziyaretçilerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor.