Maviyle Yeşilin Ruhunu Hissettiren Avrupa Şehirleri

Avrupa şehirleri denilince ilk olarak akla arnavut kaldırımlı sokaklar, şık kafeler ve tarihi yapılar gelir. Oysa kıtanın farklı alanlarına yayılan doğal ambiyansa sahip şehirler, kültür eserlerinin yanında görülecek farklı güzellikler de sunar. Maviyle yeşilin ruhunu hissettiren Avrupa şehirleri, tabiat harikası yerleri ve nefes kesen manzaralarıyla ziyaretçilerine unutamayacakları huzur dolu bir tatil yaşatır.

1. Korsika’nın resmedilmeye değer başkenti: Bonifacio

Ünlü Fransız şair Paul Valery, göz alıcı manzarası karşısında büyülendiği Bonifacio şehrini “Resmedilmesi gereken bir başkent” olarak nitelendirir. Binlerce yıllık kalesi ve tarihi anıtları ile kültürel ögelere sahip olan şehrin asıl dikkat çeken özelliği 120 kilometre boyunca uzanan sahil şerididir. Deniz kenarından 60 metre yukarıda bulunan eski yerleşim alanının görkemli evleri ise tüm tepe boyunca uzanır.

Uluslararası Deniz Parkı’nın ortasında bulunan Bonifacio limanı, binlerce deniz mili uzunluğundaki bir kanalın kalbinde yer almaktadır. Liman, konumu dolayısıyla en zorlu hava koşullarında bile seyahat edenler için keyifli bir gezi imkanı sağlar. Liman boyunca uzanan sayısız barlar ve teraslar ziyaretçilerine, deniz manzarası eşliğinde üst düzey kalitede deniz ürünleriyle hazırlanan sofralarda, gastronomik bir şölen imkanı verir.

Doğal faunasını temiz tutmayı başaran Bonifacio, nadir ve koruma altındaki türler bakımından zengindir. Albatros kuşlarının farklı türleri, Afrika Balık Kartalı gibi özel türdeki kuşlar gökyüzünde süzülürken, Fransa’nın başka hiçbir bölgesinde bulunmayan vahşi orkideler şehrin yeşil alanlarını kaplar. Çizgili yunus gibi deniz memelileri şehrin tüm yıl boyunca görülebilen ziyaretçileri arasındadır.

2. Sürdürülebilirliği farklı bir noktaya taşıyan şehir: Lozan

Tarih kitaplarındaki önemi ile hafızalarımıza kazınan Lozan, farklı yaşam alanlarını bir arada bulunduran bir metropol olmayı başarır. Batı Avrupa’nın en büyük gölü olan Cenevre Gölü kıyılarında yer alan bu özel şehir, ticari dünyanın önemli noktalarından biri olmasının yanı sıra kırsal alanları ve rengarenk güzellikleri de içerisinde barındırır. Çevre dostu gezginlerin sıklıkla ziyaret ettiği Lozan, İsviçre’nin en sürdürülebilir şehri seçilmiştir.

Lozan konumu dolayısıyla yeşilin her tonuna sahip bir yerleşim alanına sahiptir. Şehir, Alp Dağları’nın uzantıları olan üç tepe üzerine inşa edilmiştir. Kuzeyinde çiçeklerle bezeli Ouchy Limanı ve Jorat’ın ormanlık alanları yer alır. Doğu kısmında ise UNESCO listesine girmeyi başaran muhteşem güzellikteki Lavaux üzüm bağları bulunur. Lozan’ın doğu yakasında yer alan La Côte ise Alplerin görkemli yansımasını Cenevre Gölü’nden izleyebileceğiniz muazzam manzaralara sahip bir bölgedir. Tüm bunların yanında şehrin 350 hektarlık kamuya açık parkları ve bahçeleri, rahatlamak ve keyifli yürüyüşler yapmak için idealdir. Göl kenarında bulunan tatlı su akvaryumu ise Avrupa’nın en büyüğü olma özelliğini taşır.

3. Fiyortların diyarı Norveç’in gözdesi: Bergen

Ardı sıra dizili rengarenk evleriyle fotoğraf karelerine taşınan, Norveç’e gelen turistlerin en sık uğradığı yerlerden biri olan Bergen, doğal güzelliğiyle de ziyaret edenleri kendine hayran bırakmayı başarır. Küçük ve samimi bir şehir olan Bergen, çevresini saran dağları, fiyortları ve kıyı şeridiyle doğaseverlerin isteklerini karşılayacak tüm güzelliklere sahiptir.

Dört bir köşesinde bulunan fiyortlarla bağlantılı olan şehre gelenler, Norveç manzaralarını daha yakından görebilmek ya da çevre kasabaları ziyaret edebilmek için sıklıkla gemi turlarına katılırlar. Manzaranın tadını doyasıya çıkarmak isteyenler için Hurtigruten için düzenlenen turlar daha uzun bir seyir zevki sunar. Bu özel tur, Bergen’den yola çıkarak Norveç sahilinin en kuzey noktasına kadar uzanır. Daha kısa geziler için ise Norveç’in en uzun fiyortu Sognefjorden’e ya da göz alıcı bahçelere sahip, ülkenin en küçük kalesi kabul edilen Baroniet Rosendal civarına yapılan rotalar tercih edilebilir.