Moda Olmadan Önce Keşfetmeniz Gereken Rotalar

Ayağı uğurlu olanlardan mısınız? Ayaklarını hiç sürümediğinden gittiği yere bereketiyle birlikte gidenlerden yani. Herkesin gittiği yerlere gitmeyi sevmeyen, bu yüzden elini çabuk tutmak isteyenlerden de olabilirsiniz. Eğer öyleyseniz, şimdi dilden dile dalga dalga yayılan, bir anda tüm sosyal medyayı istila eden popüler mekanları yıllar önce görmüş olmanın huzurunu yaşıyor olmalısınız. Sosyal medya hesaplarından yağmur gibi yağan selfie’leri gördükçe “ben en saf hallerini gördüm” deyip kendinizi şanslı da sayıyorsunuzdur muhakkak.
Peki sıradaki popüler mekanlar nereler olacak? Moda Olmadan Önce Keşfetmeniz Gereken Rotalar, keşke onları bilebilsek ve kimseler duymadan en doğal haliyle gidip görebilsek. Siz ne dersiniz, tahminleri alalım mı?

Kastamonu Gideros Koyu
Kastamonu’nun Gideros Koyu mesela. Cide ilçesinin bembeyaz kumsallara sahip bu yöresi, Karadeniz kıyılarının sert dalgalı halinin aksine oldukça sakin ve dalgasız. Şimdilerde bilinmemesine aldanmayın sakın, tarihi çok eski. Homeros ünlü destanı İlyada’da bu koydan bahsediyor. Çok eski dönemlerde Orta Karadeniz kıyılarında yerleşik Amazonların bu kumsalları çok sevdiği de söyleniyor. Tarih, deniz ve yeşilin buluştuğu bu eşsiz koy popüler olur mu dersiniz? Sayısı fazla olmasa da kalacak oteller var, ayrıca yöre halkı evlerini kiralıyor. Elbette kamp yapmak için de ağaçlar içinde çok güzel mekanlar mevcut.

Fethiye Şövalye Adası
Çok bilinen popüler bölgelere doğru gidelim isterseniz. Ölüdeniz‘i, Çalış’ı ve daha pek çok plajı bilirsiniz. Evet Fethiye’den söz ediyoruz. Peki ya o lades kemiği gibi denize süzülen Şövalye Adası’nı bilir misiniz? Sırf adı bile durup üzerine düşünme hissi doğurmuyor mu? Geçmişte Meğri Adası derlermiş. Kışın yaşayanların 10 kişiden az olduğu, 70’e yakın yazlık konuta ev sahipliği yapan adada, konaklama imkanı da bulunuyor.
Bölgenin üstünde yerleşim bulunan tek adası olan Şövalye Adası, Türkiye’de pek revaçta olmasa da Avrupalıların bildiği ve rağbet ettiği bir yer. The Independent gazetesinin 2 tam sayfa ayırdığı bu ada, bir gün bizim gazetelerde de yer alır ve hepimizin uğrak yeri olur mu dersiniz?

Bursa Gölyazı
Bursa‘nın merkez ilçelerinden Nilüfer’e bağlı Gölyazı, Uluabat Gölü’ne ada gibi uzanan özel bir yer. Tarihi Apollon Krallığı’nın başkenti ve yakın zamana kadar da bu adı taşıyormuş. Mübadeleye kadar balıkçılık ile uğraşılan bir Rum köyü olan Gölyazı, yüz yıldır da mübadillerin yaşadığı bir balıkçı köyü. Köklü tarihi ve doğal güzelliğinin yanında bir huzur adası sakinliğinde, oldukça sempatik bir Anadolu köyü Gölyazı. Bursa’dan ulaşımı oldukça kolay, deniz otobüsleri ile İstanbul’a da oldukça yakın sayılır.
Pek çok dizi ve filme ev sahipliği yapmasına karşın henüz yeterli popülerliğe kavuştuğu, moda haline geldiği söylenemez. Oysa hem çok yakın hem güzel hem huzurlu. Restore edilen yel değirmeni, iç kale ve surlar, Ağlayan Çınar, antik tiyatro, Zambaktepe ve Aziz Panteleimon Kilisesi, Gölyazı’da görülecek yerler arasında sayılabilir. Gelmişken köy kahvesinde bir kahve içip, ardından gölde geziye çıkmak mümkün. Elbette buraya kadar gelmişken taze göl balığı yayın ya da turna bağlığı yemeniz şiddetle önerilir.

Dikili Kalem Adası
Keşfedilmemiş yerler deyince nedense aklımıza hep adalar, yarım adalar geliyor. Öyleyse Kalem Adası’ndan devam edelim. İzmir’in Dikili beldesine bağlı Bademli Köyü’nde bulunan Kalem Adası, özgün doğası ve güzel kumsalları ile öne çıkıyor.
Antik dönemde “ışık saçan” anlamında Anginnsai derlermiş buradaki adalara. Karaya sadece 450 metre uzaklıkta olan Kalem Adası, gündüzleri ince kumlu plajlarının güzelliği, akşamları ise gün batımının kızıllığı ile ünlü. Palmiye ve zeytin gibi ağaçlarla kaplı adanın denizi ise açık mavi rengiyle göz alıcı. Ege’nin karakteristik özelliklerini taşıyan Kalem Adası, pek çok yönüyle Yunan adalarını da anımsatıyor. Henüz çok revaçta değilken gidip görmeli mi, ne dersiniz?

Yurt dışı bonusu Arnavutluk plajları
Bir öneriyi de yurt dışından yapalım. Bir ülke düşünün, Avrupa’nın ortasında hem köklü bir tarihe sahip olsun hem kültürel olarak bize çok yakın olsun. Avrupa’da keşfedilmemiş rota kalmadığını düşünenler Arnavutluk gerçeği ile er geç tanışacak. Avrupa’nın en güzel ve en temiz plajlarına ev sahipliği yapan bu küçük ülke, uygun fiyatları ile er ya da geç cazip bir rotaya dönüşecek. Hâlâ el değmemiş kumsalları keşfetme imkanı sunan Arnavutluk, hayalinizdeki tatilde ne varsa hepsini ayaklarınızın altına serme potansiyeline sahip. Prag, Budapeşte, Belgrad, Berlin eski etkiyi uyandırmıyorsa Tiran’ı deneyin, sonra da kendinizi Akdeniz’in el değmemiş kumsallarına bırakın. Pişman olmazsınız.