Hepinizin evlerden çıkıp dolu dolu gezmeyi, tatil yapmayı özlediğini biliyorum. Ama Corona sebebiyle yeni bir gezi planlamak neredeyse Mars’a gitmek kadar zorlaşmıştı; şimdiye kadar! Oturduğunuz yerden kalkmadan, sadece parmaklarınızı oynatarak hep merak ettiğiniz ya da tekrar ziyaret etsem dediğiniz o güzelim yerleri gezmek mümkün desem… Tek yapmanız gereken sizin için hazırladığım sepet dolusu tatil durakların isimlerine tıklamanız.

Hazırsanız, lütfen kemerlerinizi bağlayıp arkanıza yaslanın çünkü uçuşa hazırız!

Sepetimizden çıkan ilk tatil durağımız, İtalya’nın başkenti Roma’da bulunan dünyanın en büyük amfitiyatrosu: COLOSSEUM.

Toplamda 80 girişi ve 50.000 seyircilik kapasitesi olduğu söylenen Colosseum’un günümüze benzer VIP bölümleri ve numaralı oturma düzeni olduğu bilinmekte. Aynı zamanda bu arena Roma İmparatorluğu’nun eğlence için gladyatör dövüşleri düzenlenmesi ile de ünlüdür. Bir gladyatör dövüşünün 100 gün sürebildiğini biliyor muydunuz? Colesseum’da düzenlenen bu tür tüm etkinlikleri izlemek için herhangi bir ücret vermeniz gerekmiyordu. Tüm etkinliklerin ücreti onu düzenleyen Roma İmparatorları tarafından karşılanıyormuş! Roma İmparatorluğunun çöküşü ile birlikte Colesseum uzunca bir süre kaderine terk edilmiş. 16. yüzyılda ise Papa V. Sixtus tarafından neredeyse yün fabrikasına dönüştürülecekmiş. En iyisi mi biz Colesseum’u bir şeye dönüştürülmeden gezelim!

İkinci tatil durağımız: PETRA, Ürdün. UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde de yer alan Petra Antik Şehir yarı inşa edilmiş yarı kayaya oyulmuş şekildedir.

Petra Antik Şehri hakkında bildiklerimiz henüz oldukça az zira arkeologlar tarafından Nebatiler’e ait bu antik şehir hakkında daha ortaya çıkarılmayı bekleyen birçok sır olduğu düşünülüyor. Yapılan araştırmalara göre kış dönümü gibi yılın belirli zamanlarında, güneşin Petra Antik Şehri’nin önemli bazı yapılarını (Manastır’da yer alan kutsal podyum gibi) aydınlattığını ortaya koydu.

Ben bu yeri bir yerlerden hatırlıyorum ama çıkaramıyorum diyenlerdenseniz; Mumya’nın Dönüşü, Indiana Jones: Son Macera filmlerinde görmüş olabilirsiniz. Ama şimdiden söyleyelim aradığınız Kutsal Kase’ye şu an ulaşılamıyor…

Tatil sepetimizden çıkan üçün durağımız ise biraz daha uzak ama merak etmeyin göz açıp kapayıncaya kadar oradasınız: Metropolitan Sanat Müzesi namı diğer The Met, New York

Metropolitan Sanat Müzesi, The Metropolitan Museum of Art ya da kısaca The Met Manhattan New York’taki Central Park’ın yanında, meşhur Fifth Avenue’da yer almaktadır. Şimdilerde 151. yaşını kutlayan The Met her zaman bu kadar büyük değildi; Metropolitan Sanat Müzesi ilk açıldığında şimdiki halinden yaklaşık 20 kat daha küçüktü. Şu an ise toplamda 17 sergisel bölümde bulunan 2 milyondan fazla sanat eserini barındıran kalıcı koleksiyonu ile dünyanın en geniş sanat galerilerinden birisi.

Hadi gelin şimdi hep birlikte Büyük Salon’a geçelim. Metropolitan Sanat Müzesi’nin Büyük Salon’unda bizi beş çiçek buketi karşılıyor. The Met Büyük Salon’da yer alan boyu 3 metreyi bulan çiçek buketleri, bir zamanlar Hollanda Kraliyet ailesinin de çiçeksi olan kişi tarafından tasarlanmaktadır.

Biz giriş olarak Metropolitan Sanat Müzesi’nin herkesçe bilinen Büyük Salon’a açılan girişini kullanmış olsak da Corona bittikten sonra gidecekler için tavsiye: Uris Eğitim Merkezi Girişi’ni (Uris Center for Education Entrance) kullanmanız. Böylelikle kalabalıktan sıyrılıp The Met’i gezmek için daha fazla zaman yaratabilirsiniz. Bu tavsiye aramızda sır, herkesin öğrenip bu girişi de kalabalıklaştırmasını istemeyiz değil mi?

Hazır Amerika’ya gelmiş iken Hollywood’a uğramadan dönmek olmaz dedik ve dördüncü tatil durağımızı seçtik: UNIVERSAL STÜDYOLARI, Hollywood.

Hogwarts Ekspresi’ni yakalayıp Hogsmeade’de Butterbeer içmeye ne dersin? Bir Potterhead buna asla hayır diyemez, kendimden biliyorum. Ama öncelikle Hogwarts’a uğrayıp eşyalarımızı bırakmamız ardından asamızı bulmak için Ollivanders’a yola koyulmamız lazım. Çok yorulduk eh birazda karnınız acıktı o halde Universal Stüdyoları’nda çekilen bir diğer yapım olan The Simpsons dünyasını keşfedebiliriz! Springfield Kasabası’nda bizi meşhur Krusty Burger karşılıyor. Yemek molası vermenin tam zamanı.

Karınlarımızı doyurduysak o halde beş çayı içmek için sizi tatil sepetimizdeki 5. durağımıza davet ediyorum: BUCKINGHAM SARAYI, İngiltere.

Gezimizin bu destinasyonunda Kraliçe II. Elizabeth’in misafirlerini kabul ettiği misafir odasına konuk olacak burada Kraliçe’nin dairesine açılan gizli kapının yerini keşfedeceğiz! 1800’lü yıllardan kalma cam avizenin altından geçip ziyafetlerin düzenlediği Balo odasını varacağız. Galler Prensi, Prenses Diana’nın eski kocası Charles’ın 70. Yaşına özel 2018 yılında düzenlenmiş olan sergiyi gezme fırsatımız bile olacak!

Gezimize başlamadan önce İngiliz Kraliyet ailesinin yönetim merkezi olan Buckingham Palace hakkında birkaç şey söylemeliyim. Buckingham Sarayı, bir kraliçe yahut kral için inşa edilmemişti; yapı 1703 yılında ilk Buckingham Dükü olan John Sheffield tarafından inşa ettirilmişti. Buckingham Sarayı, 1761 yılında Kral III. George tarafından satın alınacak daha sonra Kraliçe Victoria tarafından İngiliz Kraliyet ailesinin resmi ikametgah adresi yapılacaktır.

Buckingham Sarayı’na Kraliçe II. Elizabeth sarayda iken gitmek isteyenlerdenseniz; bunun için yapmanız gereken Saray’da hangi bayrağın dalgalandığına bakmak. Eğer Kraliyet Sancağı dalgalanıyor ise Kraliçe II. Elizabeth Buckingham Sarayı’nda demektir, yok eğer Birleşmiş Krallık Bayrağı var ise bu Kraliçe’nin sarayda olmadığına bir işaret. Bu satırları yazarken Saray; Kraliçe II. Elizabeth’in eşi, Edinburgh dükü Philip Mountbatten 99 yaşında hayatını kaybettiğini açıkladı ve Buckingham Saray’ı Birleşmiş Krallık Bayrağı’nı yarıya indirdi.

Ve bonus durağımız: MARS. Sizi Mars’a götürmeden turumuzu tamamlayacağımı düşünmediniz herhalde! 26 Kasım 2011’de NASA “Curiosity” keşif robotunu, Mars’ta yaşam olup olmadığını anlamak için 560 milyon kilometrelik bir yolculuğa çıkardı. Google’ın NASA ile yapmış olduğu iş birliği ile biz faniler Mars’ı bile gezme imkanı elde ettik!

Covid virüsü yüzünden evlerimizde mahsur kalmış olabiliriz ama içinde bulunduğumuz yüzyıl bize hiçbir şeyin imkansız olmadığını, yeterince araştırma ve doğru zamanlama ile çoğu şeyin mümkün kılınabileceğini gösterdi. O yüzden moralini bozma tatilci; Tatil Sebebin Varsa Tatil Sepeti’n Var!

Instagram hesabım: https://www.instagram.com/myeyesdiary/

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin