Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar romanını okuduğum zaman içimde durdurulamaz bir Roma sevgisi başlamıştı. Kitabın her sayfasıyla birlikte Roma’nın tarihi ve kültürel zenginlikleriyle dolu sokaklarında kendimi yürürken hayal etmiş, adeta Roma ile bütünleştiğimi hissetmiştim. Kitabın son sayfasına geldiğimde ise Roma’ya gitme vaktinin geldiğini biliyordum. Hayal ettiğim sokaklarda gerçekten yürümeye başladığımda ise bu sefer içim içime sığmamış zihmindeki havai fişekler Roma’nın gökyüzünü renk şölenine döndürmüştü.

Roma, ilk göz ağrım, İtalya’nın en kalabalık şehri, Lazio bölgesinin başkenti ve tıpkı İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulu bir şehir. Ancak herhangi bir şehir değil, dokunduğunuz her bir yapı, sütun tarihin bir anına tanıklık ediyor ve üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen en iyi şekilde korunmuş yapıtlarını sizlere göstermek için sizi içtenlikle davet ediyor. Öyle ki Roma seyahatinizin sonunda bambaşka bir dünyanın kapılarını aralamış olmanız bir yana Roma’ya tekrar dönmek ve bu sefer Roma’yı gerçek bir Romalı gibi tecrübe etmek için can atıyorsunuz.

Siz de benim gibi Melekler ve Şeytanlar kitabını okumuş ya da Roma’da geçen efsane filmleri (hala seyretmemiş olanlar için özellikle Audrey Hepburn’e Oscar kazandıran Roman Holiday, Woody Allen’ın To Rome with Love, Alfonso Cuaron’ın Rome) seyretmiş ve Roma’yı yakından görmek istemiş olabilirsiniz. Her ne sebeple yolunuz Roma’ya düşmüş olursa olsun Roma sayısız tarihi zenginliğe ev sahipliği yaptığı için gelmişken her şeyi görmek istiyorsanız en azından 4 -5 gününüzü bu güzel şehre ayırmanız uygun olacaktır.

Her Yol Roma’ya Çıkıyor!

İsterseniz Roma’ya gitmeden önce online olarak isterseniz de Roma Fiumicino Havaalanı’na indikten sonra havaalanında veya şehrin çeşitli yerlerinde bulunan turist danışma noktalarından şehir içi ulaşım ve müzeler/arkeolojik yerler için indirim sağlayan “Roma Pass” kartını satın alabilirsiniz (Roma haritası ile Roma rehberi de kart fiyatına dahil). Kart 48 ve 72 saat olmak üzere sizlere iki alternatif sunuyor ve aldığınız kart süresince toplu taşıma araçlarından ücretsiz faydalanabiliyorsunuz. 48 saatlik olan için ilk; 72 saatlik olan için ise ilk iki müze/arkeolojik yer girişi ücretsiz. Bu nedenle listenizde yer alan ve girişi en pahalı iki yeri bedavaya getirerek diğerleri için de indirim alabilir ve hızlı geçiş sistemi ile sıra beklemeksizin Roma Pass kart turnikelerinden geçebilirsiniz. Bu kartın özellikle Roma’da banliyö tarafında kalmanız halinde veya merkezi bir noktadan daha uzak bir noktaya gitmek için şehir içi ulaşımınızı bedavaya getirmek ve müze/arkeolojik yerleri gezmeyi planlamanız halinde oldukça avantajlı olduğunu söyleyebilirim.

Eğer müze/arkeolojik yer görmek gibi bir planınız yoksa sadece Roma’da saatlerce ve hatta rotasız bir şekilde yürüyerek dahi sayısız güzellikle karşılaşmanız an meselesi. Ayrıca ara sokaklar da kaybolurum endişesini boşa çıkartan en güzel şehir ne de olsa her yol Roma’ya çıkıyor! Belirtmekte fayda var, turistik yerlerin dışına da çıkmayı planlıyorsanız ve Rome Pass almayı düşünmüyorsanız alternatif olarak tek seferlik, 1 gün, 3 gün ve 1 haftalık biletlerden satın alarak tren, otobüs, metro ve tram ile ulaşımınızı sağlayabilirsiniz.

Görülmesi Şiddetle Tavsiye Edilen Yerler

Roma’ya ilk kez gidiyorsanız klasik Roma turu içerisinde Trevi Çeşmesi, Spagna Meydanı, İspanyol Merdivenleri, Vatikan, Pantheon, Trastevere, Popolo Meydanı, Vittorio Emanuele Abidesi, Kolezyum, Roma Forumu, Navona Meydanı, Venedik Meydanı, Campo de Fiori, Sant’Angelo Kalesi, Villa Borghese, Pincio Tepesi, Via Del Corso, Capitoline Tepesi, Palatino Tepesini mutlaka gidilmesi gereken yerler arasında duyacaksınız. Bu yapıların turistlerin en uğrak yeri olduğunu gözönünde bulundurursanız özellikle Vatikan ve Kolezyum gibi yerlere gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız zaman kaybınızı minimuma indirecektir.

Roma’ya Gitmek İçin En Doğru Zaman

Roma, Türkiye’nin güneyi ile kıyaslanabilecek bir iklime sahip olduğu için bahar aylarının seyahatinizi planlamak için en uygun zamanlar olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ayrıca yaz aylarında turist yoğunluğunun pik yaptığı düşünülürse yerel halktan ziyade turistlerle karşılaşılacağı için gerçek bir Roma tecrübesi söz konusu olamayacaktır. Kış aylarında gitmeyi tercih ederseniz de yoğun yağmur ve sel olasılığını göz önünde bulundurmak gerekecektir.

Roma’nın Gizli Cevherleri

 Aventine Tepesi – Roma’nın üzerine inşa edildiği yemyeşil yedi tepeden biri olan Aventine Tepesi Testaccio mahallesi ile Circus Maximus arasında yer alıyor. Piazza dei Cavalieri di Malta meydana gittiğinizde yeşil kapı önünde kuyrukta bekleyenler arasında yerinizi alarak sıra size geldiğinde kapı deliğinden o eşsiz manzaraya siz de tanıklık ederek, yeşilliklik arasından sıyrılan Vatikan’ın St. Peter Bazilikası’nın kubbesini görebilirsiniz.

Galleria Sciarra – Trevi çeşmesine giderken rastlayabileceğiniz avlu, 19. yüzyılın sonlarında zengin Sciarra ailesi için inşa edilmiş ve başlangıçta alışveriş merkezi olması planlanırken şimdilerde bir çok ofisi barındıran Galleria Sciarra, muhteşem freskleri ve parlak renkleri ile gözler için ziyafet sunuyor.

Bunlar dışında hem bohem hem de klasik unsurlarıyla eklektik bir hava yaratan Trastevere’nin yakınındaki Monti Bölgesi; Trieste semtinde yer alan Roma’da olduğunu hiç tahmin edemeyeceğiniz fantastik bir bölge olan Quartiere Coppede; Roma’daki üniversitelere ev sahipliği yapması sebebiyle ağırlıklı olarak öğrencilerin ve hipsterların bulunduğu, sanat, kültür ve mutfak açısından oldukça zengin olan ve Avrupa’daki tek Cestius Piramidi’nin bulunduğu Ostiense bölgesi; Roma’nın farklı bir tarafını görebileceğiniz yeraltı mezarları, gizli bahçeli villaların ve Roma’nın en büyük parkını barındıran Trastevere’nin güneybatısında yer alan Monteverde bölgesi ve yerel halk tarafından Roma’nın kalbi olarak anılan Testaccio bölgesi klasik gezi noktalarının ötesinde gerçek Roma’yı daha yakından görmenizi sağlarken  Roma’yı sevmeniz için de size binlerce farklı sebep sunuyor.

Eğer gittiğiniz şehir size hep en güzel yanlarını gösteriyorsa o da sizi sevmiş, geri dönmenizi garantiye almış demektir. Akıp giden zamana inat ölümsüz olan Roma, her gidişimde hasret giderdiğim ve dönerken, son bir kez görmek, sütunlarına dokunmak ve tekrar buluşmak üzere vedalaşmak istediğim; gece ve gündüz ambiyansıyla beni her zaman büyüleyen bir şehir ve bu yıl 21 Nisan’da 2774. yaş gününü kutlayacak. İyi ki doğdun Roma!

Nimet Öztürk

Instagram: https://www.instagram.com/nimetozturk/

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin