Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz bilmem ama bence çocuklarla seyahat etmek daha eğlenceli. Çünkü çocuklar hayatın neşesi. Çocuğumuzla ilk uzun yolcuğumuza oğlum 17 aylıkken çıktık. Eşim ve ben öğretmen olduğumuz için okulumuzun düzenlediği Kapadokya gezisine okulumuzdaki öğretmen arkadaşlarla birlikte gittik. Erkek çocuğun avantajı bütün taşıtlara bayılması, otobüs yolculuğu da o yüzden oğlum için eğlenceli ve ilgi çekici olmuştu. Otobüsün de maskotu oldu kendisi. Yolculuğumuzun büyük bölümünde gece olduğu için oğlum yolculuk boyunca emdi ve uyudu. Biz otobüsle yolculuk yaptık ama sizler kendi aracınızla da yolculuk yapabilirsiniz. Bu durumda istediğiniz yerde ve zamanda mola verme, yanınızda daha fazla kişisel eşya bulundurma ve aracınızın içinde daha konforlu bir yolculuk yapma imkânınız olacaktır. Ama daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gittiğinizde gezilecek yerlere sizi götüren ve tanıtan bir rehberiniz de olmayacaktır. Yolculuk planı yaparken bu durumu önceden hesaba katmak gerekir.

600km lik yolculuğumuz yaklaşık 10saat sürdü. Kapadokya’ya vardığımızda sabah olmuştu. Kahvaltımızı yaptıktan sonra zamanımız kısıtlı olduğu için Kapadokya turuna başladık. Sırasıyla Avanos, Çavuşin, Ürgün, Göreme, Uçhisar ve Ortahisar daki tarihi yerleri gezdik. Avanos’da Zelve Açık Hava Müzesi en beğendiğimiz yerlerden birisi oldu. Ürgüp’te bir zamanların meşhur Asmalı Konak dizisinin çekildiği mekânları ziyaret ettik. Gomeda Vadisi’nde klasik şapkalı peri bacası formunun en güzel göründüğü Üç Güzeller’i gördük. Yerin 8 kat altına inşa edilmiş olana Derin Kuyu Yer Altı Şehri’ni gördük. Çok derin ve yüzlerce tünelden oluşan bu yer altı şehrinde dolaşmak hayranlık verici olduğu kadar aynı zamanda çok da ürkütücüydü. Düşmanlarla savaşmak yerine saldırı esnasında yer altına inşa edilen bu şehir on binlerce insanın ihtiyaçlarını karşılamak için içinde mutfak, soğuk hava deposu, şaraphane, eğitim alanı, ibadet alanları ve çok sayıda oda bulundurmaktadır. Rehberimizin anlattığı ilginç bilgilerinden birisine göre, burada yaşayan insanlar tuvalet atıklarını dışarıya atamadıkları için atıkları şehrin belirli yerlerindeki çukurlarda toplamışlar. Atıklardan kurtulmak için içine hayvan leşi atıyorlarmış. Leşin çürümesiyle oluşan kurtlar leşle birlikte atıkları da yok ediyor ve sorun bu şekilde çözülüyormuş. Gezi sırasında bu yer altı şehrinde olduğu gibi tehlikeli olabilecek yerlerde çocuklarımızı mutlaka yanımızda tutmak ve gözümüzün önünden ayırmamak gerekir.

Bu bölgenin bizi etkileyen fresklerine kiliselerde, şapellerde, manastırlarda ve yer altı şehirlerinde rastladık. Özellikle çarmıha geriliş ve vaftiz Kapadokya fresklerinin ana konusunu oluşturuyor. Bu fresklerin ve kiliselerde bulunan resimlerin renklerinin zarar görmemesi açısından buralarda flaşla fotoğraf çekmek yasaklanmış. Ama maalesef toplumumuzda kültürel mirasımıza sahip çıkmayan insanlar da mevcut olduğu için bu eserlerde bozulmalar ve tahribat ta oldukça fazla, bu da bizi oldukça üzdü. Buraları gezerken oğlumuz biraz sıkıldı, onu eğlendirmek için biraz köşe kapmaca da oynamadık değil.

Kapadokya tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan şehirlerden birisi. Aynı zamanda Dünyanın Yeni 25 Harikası listesinde 5.sırada yer alıyor. 1985 yılından bu yana UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde bulunmakta olduğunu tur rehberimizden öğrenmiş olduk. Her ne kadar bölge doğal etkenlerle olmuş olsa da bu bölgede yaşayan insanlar oydukları peribacalarının içinde uzun yıllar yaşamlarını sürdürmüşler. Yapısının büyük bölümünü kumun oluşturduğu bu bacaların içine yapılan evler kazılarak yapılmış. İlk kazıldıklarında yumuşak olan bu kumlu yapı zamanla havadaki gazlarla etkileşerek sertleşmiş ve kaya kadar olmasa da içinde yıllarca yaşamaya izin verecek bir sağlamlığa ulaşmış. Fakat bu dayanıklılığın da bir sonu olduğu için peribacaları ve içine yapılan yaşam alanları doğal koşullara yenilerek yıkılıyorlar. Gezimiz boyunca yıkılmış, yıpranmış ya da kullanılamaz hale gelmiş çok sayı peri bacası gördük. Çok fazla ömrü kalmayan peri bacalarını bugün görebildiğimiz için çok şanslıyız, çünkü gelecekte doğal koşulların etkisiyle yok olacaklar. Bunun için herkesin hayatı boyunca bu bölgeyi en az bir defa ziyaret etmesini öneririm.

Bu yerleri gezerken çokça efor harcandığından çocuğunuzun beslenmesi için yanınıza sağlıklı atıştırmalıklar almayı unutmayın. Özellikle kaşık mamaları çok pratik oluyor. Çok sevdiği bir oyuncağı varsa onu da yanınıza almayı unutmayın. Bu oyuncaklar özelikle uzun yolculuklar sırasında küçük çocukların uykuya dalmasında büyük kolaylık sağlıyor. Bizim gezimiz Mayıs ayında olduğu için hava zaman zaman güneşli ve sıcaktı. Ihalara Vadisi gibi uzun güzergahlarda yapılan yürüyüşlerde güneşten korunmak için yanınızda çocuklara uygun güneş kremi bulundurmak oldukça faydalı olacaktır. Bu tip geziler yetişkinler için gayet ilgi çekici ve eğlenceli olurken maalesef çocuklar için bazen çokta eğlenceli olmayabiliyor. Bu nedenle gezi sırasında ebeveynlerini rahatsız edebiliyorlar. Bu durumun üstesinden gelmenin kolay yollarından biriside varsa grupta bulunan diğer çocuklarla beraber arkadaşlık etmelerini sağlamak olacaktır. Çocuklar fiziksel olarak yeterince gelişmedikleri için yine uzun süren gezilerde çok çabuk yoruluyorlar ya da uykuları geliyor. Bu nedenle çocuğunuz küçük ise yanınızda taşırken size zorluk çıkarmayacak ve çocuğunu yeterince koruyabilecek özellikte bir çocuk arabası bulundurmanız çok iyi olacaktır. Biz yanımızda götürdüğümüz baston biçimli çocuk arabasından oldukça fazla faydalandık. Fakat çocuk arabalarını her yolda sürebilmeniz bazen mümkün olmayabiliyor. Bu nedenle çocuğunuz küçük ise yanınızda anne kucağı denen aparatlardan bulundurmanız faydalı olacaktır. Ihlara vadisinde yürüyüş yapmaya başladığımızda bir süre sonra çocuk arabasının ilerleyemeyeceği merdivenli ve inişli çıkışlı yollarda ilerlemek zorunda kaldık. Bir süre sonra bebek arabasını kapatıp oğlumuzu kucağımızda taşımaya başladık ama yanımızda anne kucağı olmadığı için bu durum çok yorucu bir hal almaya başladı. Buna çözüm olarak eşim eski usul oğlumuzu sırtına bindirip montla onu kendi sırtına bağladı J Bu durum oğlumun çok hoşuna gittiği için eşimin sırtında mışıl mışıl uyudu ama eşim vadinin yarısını bu şekilde yürüdüğü için bu durumdan haliyle pekte hoşnut olmadı.

Küçük çocuklar çevrelerinde gördükleri hayvanlara karşı çok ilgililer hele ki bu hayvanı kitaplardan sonra ilk defa canlı olarak görüyorsa çok daha fazla ilgilerini çekiyor. Uçhisar’da gördüğümüz develer oğlumu çok mutlu etmişti. Sürekli develere dokumak ve okşamak istedi. Bu gibi durumlarda çocuklar hayvanlara karşı nasıl davranmaları gerektiğini bilmediğinden hayvanları severken ürkütebilir yada kızdırabilir. Olumsuz bir durumla karşılaşmamak için ebeveynler çocukların yanlarında olmalı ve davranışlarını dikkatlice takip etmeli. Bu arada gezi esnasında böcek sokmaları ve kaşınma için yanınızda krem bulundurun. Ateş düşürücü şuruplar küçük çocuğu olan ailelerin çantasında olması gereken ilaçların başında geliyor. Mümkün olduğunca yedek kıyafetler bulundurmak da önemli tabiki.

Gün sonu Uçhisar Kalesinin harika gün batımı manzarasıyla bitti. Uzun bir günün ardından Çatlak Pansiyon J adında çok şirin bir aile işletmesine gece konaklamak için geldik. Hijyen açısından oldukça güzel bir pansiyondu ve yemekleri de gayet lezzetliydi. Testi kebabından çok memnun kaldığımız özellikle belirtmek isterim. Kapadokya yöresi kendine has üzüm bağlarına sahip olduğu için binlerce yıldır şarap üretimi yapılan bir bölge. Günümüzde bölgede bulunan üreticilerinin ürettikleri şaraplar şarap evlerinde sevenlerinin beğenisine sunulmakta. Şarap severler bu yörenin ürünlerinden tadım yapabilirler.

Kapadokya bölgesinde turistler tarafından oldukça rağbet gören atlı safari ve balon turları yapılmakta. Bizim güzergahımıza ve geliş zamanımıza uygun olmadığı için maalesef bu etkinliklere katılamadık ama bunun için tekrar gitmeyi çok istiyoruz. Gezimiz kısa bir zaman aralığında gerçekleştiği için biraz yorucu oldu ama bu çok tatlı bir yorgunluktu. Ailemle ve arkadaşlarımızla çok güzel anlar geçirdik ve anılar biriktirdik. Başlangıçta tereddüt ederek çıktığımız bu geziyi çok mutlu bir şekilde sonlandırdık.

Eşler hayatları boyunca farklı alanlarda birbirilerine destek olurlar. Gezilerin mutlu bir şekilde sonlanması için en önemli noktalardan biri de eşler arasındaki işbölümü ve iletişim. Eğer gezi boyunca iş sadece bir ebeveyne düşerse tabii ki o eş için gezi oldukça yorucu olur. Ben bu konuda oldukça şanslıyım. Eşim gezi süresince bana oldukça destek oldu. Yorucu geçen günün sonunda oğlumun uyku saati geldiğinde oğlum emerek uyuduğu için odamıza çekildik. Eşim de günün yorgunluğunu atmak için bensiz fasıl gecesine katıldı. Tabiki çocuklar biraz büyüyünce bu sorunda ortadan kalkıyor ve siz eşinizle eğlenirken çocuklarınız da kendilerine yönelik eğlenceler bulabiliyorlar.

Ebeveyn olmayı gözünüzde çok fazla büyütmeyin, ne siz ne de çocuğunuz mükemmel olmak zorunda değil. Sadece hayatın tadını çıkarın ve an’ı yaşayın.

 

 

 

 

Sosyal Medya : instagram.com/secilserter

Kişisel Blog : secilserter.blogspot.com

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin