Sevgili seyahat tutkunları; 

Geçen kendi kendime düşünüyordum bu blog yazma hevesim ne zaman, ilk nerde başladı diye.. Aslına bakarsanız benim hikâyem çok çok eskilere dayanıyor. Daha o zamanlar ortada sosyal medya, blogger vb. kavramlar henüz yoktu. Ailem özellikle babam gezmeye, yeni şeyler keşfetmeye çok meraklı biriydi. Sanırım hem onun bize sunduğu imkânlar dolayısıyla hem de kanımda dolaşan kanıyla, daha küçük yaşlarda Dünya’yı gezmeyi ben de koymuştum kafama. Ortaokula yeni başlamıştım ve ailecek gittiğimiz tüm seyahatleri, gezdiğimiz yerlerde yediğimiz içtiğimiz farklı her şeyi, yeni deneyimlediğim her ne varsa bir deftere yazıyordum, seyahat günceme. İleride bir gün birilerinin de onları okuması ve faydalanması umuduyla… Sonra fark ettim ki; bu deftere büyüdükçe yazmayı bırakmışım, hayatımdaki pek çok şey değişmiş ama değişmeyen ne diye sorarsanız şayet; değişmeyen tek şey bu içimdeki seyahat tutkusu, hep yeni yerler keşfetme ve bunu başkalarıyla da paylaşma arzusu… 

Sırf bu arzuyla 1.5 yaşındaki oğlumla Vietnam & Kamboçya’ya gitmeyi düşünüyorum dediğimde bile etrafımdaki herkes bana ‘Sen deli misin?’ gözüyle baktı. Evet, o yaştaki bir çocukla Uzak Doğu’da böyle bir destinasyona gitmek gerçekten cesaret istiyordu ama gerekli önlemleri aldıktan sonra neden olmasın dedim kendi kendime. Sonra tabii hummalı bir hazırlık süreci başladı benim için, aylarca kafamda gitsek mi gitmesek mi sorusu dönerken bir yandan da araştırmalarıma devam ediyordum. 

Öncelikle benim gibi küçük çocuğuyla buralara gitmiş bir blogger ya da gezgin var mı diye araştırmaya koyuldum ve @izinthengit gibi birkaçı ile irtibata geçerek kafamdaki en can alıcı soruları sordum. Sonuçta o deneyimi yaşamış birilerinden en doğru bilgileri almak mümkün, ben de sizlere tam olarak bu sebeple yazıyorum. Olur da küçük çocukluğunuzla Uzak Doğu’ya gitmek gibi bir fikriniz varsa, etrafınızdaki insanlar ne derse desin korkmayın; gerekli araştırmayı yapıp, önlemlerinizi aldıktan sonra çekinecek bir şey yok, cesaretinizi kıran insanları dinlemeyinJ 

Peki gelelim neler yapmak ve ne gibi önlemler almak gerektiğine: 

Öncelikle mutlaka o ülkeye gitmeden önce hangi aşıları yaptırmanız gerektiğini öğrenmelisiniz, ben her zaman bu linke girip, gideceğim ülkeyi detaylı bir şekilde okuyorum mesela: Seyahat Sağlığı – Alfabetik Liste (seyahatsagligi.gov.tr)

Malum gittiğimiz yer sivrisinek ve böcekleriyle de meşhur bir yer olunca o konuda da boş durmadık tabiiJ Öncelikle yanımıza geceleri Yaman’ı sineklerden korumak adına portatif bir cibinlik aldık ve yanında bir sürü bitkisel içerikli sinek kovucu, haşere öldürücü vb. ilaçlar da aldık. Bunların bir de yetişkinler için olan versiyonlarını aldık, hatta kola takılan sarı bileklik şeklinde sinek kovarlar var. Kesinlikle tavsiye ederim, bileklik olarak kolunuza takıyorsunuz ve sinekler bu kokuyu alınca yanınıza yaklaşmıyorlar asla. Yine sinek ve böcek ısırıklarından korunmak adına en azından oğlum için uzun kollu / paçalı ve keten kıyafetler aldım. Bu biraz hata oldu açıkçası çünkü Ağustos ayında bu toprakların çok sıcak olduğunu tahmin ediyordum ama bu kadar nemli olacağını hayal edememiştim doğrusu:/ Öyle bir nem vardı ki; ilk havalimanında indik ve tur otobüsüne bindik. Bir baktık ki otobüsün camları sırılsıklam, daha yeni yağmur yağdı sandık ama işin aslı öyle değilmiş. Meğerse dışarıdaki sıcak hava ile otobüsün içine klima sayesinde verilen soğuk havanın karşılaşması sonucu otobüsün camları ıpıslakmış. Zaten ilerleyen günlerde de nem konusunu sağlam tecrübe ettik. Şimdi resimlerde de göreceksiniz zaten, Yaman 3-4 günden sonra bırakın keten gömleği komple çıplak gezmeye başladıJ Çünkü garibim ilk günler nemden ve sıcaktan isilik oldu, önce baktık sinek yok rahatlasın diye üstsüz dolaştırmaya başladık. Ama çocuk yine rahat edemedi ve en sonunda çözümü çıplak gezmekte buldu. O sebeple tavsiyem yazın gidiyorsanız aynı Türkiye’de olduğu gibi rahat ve bol şort, tişört almanız yeterli hatta fazla bile olacaktır. Biz bile gün içerisinde 3-4 kez üstümüzü değiştiriyorduk otobüs içinde çünkü her dışarıda yaptığımız gezi sonrasında sağanakta ıslanmış gibi sırılsıklam oluyorduk.

Sonra burada yazan bilgiler ve yapılması gereken aşılar ile ilgili olarak çocuk doktorumuzdan randevu aldım ilk iş ve bu aşılardan hangilerini yaptırmalıyız, yanımızda oluşabilecek olası hastalıklara karşı hangi ilaçları götürmeliyiz konusunda fikir aldım. Biz bu seyahati turla gerçekleştireceğimiz için ve rotamız balta girmemiş ormanlardan ziyade daha çok turistik yerleri kapsadığı için doktorumuz herhangi bir aşı yaptırmamıza gerek olmadığını söyledi çünkü aksi takdirde oğlumun vücuduna hiç yoktan bu mikrobu vermiş olacaktık. (Sıtma aşısı vs 2 aşamalı oluyormuş ve zor bir süreci beraberinde getiriyormuş.) O yüzden aşı yaptırmamaya karar verdik. Ama bu herkesin kendi durumuna göre kendi çocuk doktoruyla kararlaştırması gereken bir şey diye düşünüyorum. Öte taraftan oluşabilecek bağırsak enfeksiyonlarına karşı yanımıza Enterogermina almamızı önerdi doktorumuz; hem yetişkinler için olanını hem de çocuklara özel olanını.  

 

 

 

 

 

 

Son olarak değinmek istediğim bir konu da bu yörelerin mutfağı. Biliyorsunuz bu destinasyonda böcek ve deniz mahsulleri yemeyi çok seviyorlar. Hatta et olarak köpek eti de çok revaçta. Bir de gitmeden önce yaptığım araştırmalara göre, kesinlikle dışarıda satılan açık içecekleri içmemeniz gerekiyor her ne kadar susuzluktan ölüyor olsanız bile. Dışarıda açık şekilde satılan meyve suları, içme suyu ya da alkollü içecekler çok tehlikeli çünkü kullandıkları su ya da içeceğin içine attıkları buz genelde kirli sudan olduğundan ciddi mide rahatsızlıkları yaşayabiliyorsunuz, bağırsak floranız bozulabiliyor. Zaten bunun için yanımızda bir ecza dolabı ile gittiğimizden bahsetmiştimJ Ama Yaman’a ne içerecektim? Evet doğru tahmin ettiniz, ben de yanımda Türkiye’den  Vietnam’a, Kamboçya’ya kadar kutu kutu sütler, meyve suları taşıdım tabii ki! Yemek konusunda ise Yaman için genellikle gittiğimiz yerlerde çorba bulabildik, bir haftadan sonra çocuk balık ve deniz mahsulü yemekten sıkıldığında oranın meşhur tatsız pilavlarına döndük ama hiç yoktan iyidir dedik, yedik. 

Tabii bir de gezinin en başından beri gözümü korkutan 12 saatlik uçuşu da es geçmemek gerekir. Yaman’ın ilk uzun uçuşu olacaktı ve jetlag hele ki türbülans fikri beni bile korkutuyordu. Neyse girdik bir yola, kuyruğu dik tutalım dedimJ Zaten hem gidişte hem gelişte gece uçuşu tercih ettik bilinçli olarak, böylece Yaman’ın uçakta mümkün mertebe uyumasını sağladık ve kalan birkaç saatte oyalaması çok zor olmadı. Uçakta uyuduğu için jetlag de çok yaşamadık ama tabii ben yorgunluktan pert oldum. Dönüşte biraz türbülans da yaşadık ama Yaman yine uyuduğu için hissetmedi, eşim ise midesini bozduğu için uçağın tuvaletindeydi. Şimdi bakıyorum da en büyük korkularımdan birini yaşadım o anda ama sonunda geriye dönüp baktığımda tek diyebildiğim iyi ki gittik oralara! Evet, küçük bir çocuk ve bebek arabasıyla dünyanın en büyük tapınaklarından Angkor Wat’a tırmanmak hiç de kolay olmadı ama bir daha havuzda yüzerken birden başlayan Muson yağmurlarında nerde ıslanacağım?? Tek hesaba katmadığım 40 derecenin üstü sıcaklar ve onun Yaman’da yaratabileceği isilikler oldu; varsın o kadarı da olsun. Şimdi dönüp bakınca iyi ki gittik, keşke yine fırsatım olsa yine görebilsem o güzellikleri diyorum ve ikinci bir seferin hayali ile yaşıyorumJ Çünkü neden olmasın? 

Angkor Wat 

Tomb Raider’ın çekimlerinin de yapıldığı Ta Prohm Tapınağı (Siem Reap)

kirinti / Cansu

Cansu Kaya Selman | Facebook

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin